Küçük üreticisiz tarımsal kalkınma, kooperatifsiz küçük üretici olmaz

Kooperatif denince ilk akla gelen tarımsal amaçlı kooperatifler oluyor. Türkiye’de tarımın iflasın eşiğine gelmesiyle, üretici de ayakta kalabilmek için birlikte durma ihtiyacını daha fazla hissediyor. Ülkemizde topraklarında hem kurumsal bir geçmişe hem de bundan çok daha derin bir kültürel köke sahip olan kooperatifler yeniden canlanıyor. Kooperatifçiliğin köylüye derman olmasını zorlaştıran etkenleri aşmak, mevcut yapıyı daha dinamik ve işlevli hâle getirmek bu durumda daha da önem kazanıyor. Tüm bunları, Köy-Koop yöneticisi Neptün Soyer’le konuştuk.   “Biz imece ruhunu, kültürünü kaybetmişiz. Oysaki kooperatifler bunun ta kendisi. Dolayısıyla kendi örgütlenme anlayışına da baştan…

okumaya devam

Egeli şair Sappho ve dünyası

Sappho duygusal olmayan, mantıklı ve eril antik dünyaya bir alternatif olmuştur. O kadının sesidir, onun şiirlerinde yaşamın ve doğanın güzelliği, kaygısı, heyecanı ve belirsizliğini anlamaya çalışan insanlar ile kadınsı, duygusal ve kişisel bir dünya buluruz. Bu gece Ay battı, sonra yıldızlar;Gece yarılandı,Zaman geçiyorBense yapayalnızım yatağımda(Çeviri: Cevat Çapan) 2004 yılında Mısır’da MÖ 3. yüzyıla ait bir mumyaya sarılı papirüste bir şiir bulundu, Sappho’nun şiiriydi. Hani Platon’un 10. muse (esin perisi) kabul ettiği, MÖ 7. yüzyılın sonları ile 6. yüzyılın başlarında Lesbos’ta, bizim bildiğimiz adıyla Midilli’de yaşamış lirik şair. Sappho erkek egemen…

okumaya devam

Kuşaktan kuşağa bir tatlı hikâye: Seferihisar Şambalicisi

Seferihisar’da Atatürk Parkı önünde yeşil şemsiyeli küçük bir arabayla şambali tatlısı satan gençler gözünüze çarpmış olmalı. Sevi Ulus ve Kutay Şenüstek.Sevi 28 yaşında. Seferihisarlı. Seferihisar’ın yarım asırlık tatlıcısı Erol Usta’nın torunu. İki üniversite bitirmiş, peyzaj teknikerliği ve orman mühendisliği okumuş. Okul bittikten sonra KPSS falan boş verip Seferihisar’a dönmeye ve dedesinin mesleğini sürdürmeye karar vermiş. Rüzgârın tersine gelişen bu hikâyeyle ilgili merak ettiğimiz her şeyi Sevi’ye sorduk. Kısa belgeseli de youtube kanalımızdan izleyebilirsiniz (https://www.youtube.com/watch?v=dIpixAcAA7I&t=6s). – Sevi, dedeni de soracağım ama önce seni tanıyarak başlayalım istersen. Seferihisar’da liseyi bitirdin, üniversiteyi kazandın,…

okumaya devam

Seferihisar Hıdırlık Kooperatifi deneyimi: Kadınlar birlikte üretiyor

Günlük yaşantınıza bakın, önemi göz ardı edilemeyecek bir kısmı kadınların görünmeyen emeği üzerine kurulmuştur. Giderek yaygınlaşan ve çok başarılı örneklerine rastlamaya başladığımız kadın kooperatifleri, bu emeği göz önüne çıkararak kadının ekonomik bağımsızlığını destekliyor, toplum içindeki konumunu güçlendiriyor. Kadın emeğine dayanan kooperatiflerin ilk başarılı örneklerinden biri de Seferihisar’da kurulmuş olan Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi. Aşağıda, Kooperatif kurucularından Neptün Soyer’in Teos Kültür Sanat Derneği’nin Kent Seminerleri’nde yaptığı sunumun kooperatif deneyimiyle ilgili kısmını paylaşıyoruz… 2009 yılında yerel yönetimin değişmesiyle Seferihisar’da bir hareket başladı. Belediye başkanı çıktı, “tarımı güçlendireceğim, kadını güçlendireceğim, örgütleneceksiniz, kooperatif kuracaksınız”…

okumaya devam

Görünmeyen emek, sesini yükselt

Ulamış köyünden duvar resmi. Foto: Abdulhakim Bağış “Kadının güçlenmesi, daha önceden yoksun bırakıldığı iradesini ve karar verme yetisini kullanma ve yaşamı için tercihler yapabilme hakkını kazanması olarak tanımlanıyor. Hangi konuda becerisi varsa bunu üretime dönüştürerek kendi parasını kazanabilmek, ev içi emeğin tüketici döngüsünden çıkıp kendine ait sosyal ve ekonomik bir alana sahip olmak kadınlara özsaygı ve özgüven duygusu kazandırıyor.” Kadınlara yönelteceğim bir soruyla başlamak istiyorum: “Görünmeyen emek” nedir? Her türlü tanımı bir yana bırakıp düşündüğünüzde, aklınıza gelen ilk cümle ne? Sizin yerinize ben cevap vereyim: “Bütün gün ne yapıyorsun ki?”…

okumaya devam

Kendimi Neden Bu Şehirde Öldürdüm?

Hani uzak ülkelerde ölmek için gidilen kutsal şehirler vardır ya, inananlar nehrin kıyısındaki harabe tapınaklarda kirli döşeklere uzanıp usulca ölümü beklerler ya, ben de onlar gibi, bu şehre çok uzaklardan ölmek için… kendimi öldürmek için geldim. Aslında bıraksalar doğduğum yerde de ölebilirdim. Zamanı gelince, kendiliğinden. Ama hayat beni rezil bir değnekle dürttü. Kalk, deliliğin peşine takıl, akılsızlığın peşine, hırsın peşine, inançsızlığın peşine takıl, kalk o şehre git, sokaklarında dolaş, kuytularında seviş, tepelerinde öldür, çukurlarında öl dedi. Şehre geldiğim ilk günden beri kılıktan kılığa girer, tehlikelerden tehlikeler seçerim. En sakin mahallede,…

okumaya devam

Neptün Soyer’le kadın emeği ve elbirliği üzerine

Kimle konuşsanız aynı şeyi anlatır; bundan çok değil on sene önce Seferihisar’ın merkezinden bir kadının geçmesi büyük olaymış. Nerede öyle şimdiki gibi rahat rahat gezmeler, erkeklerin arasında kahvelere oturmalar… Seferihisarlı kadınlar minibüse binmek için bile merkezin etrafından dolanıp daha gözden ırak duraklara giderlermiş. Merkezden geçmek ya da geçmemek bir simge aslında. İnsanlığın bir yarısının baskı altında tutulduğunun; toplumun bir ferdi olarak aslında doğuştan sahip olduğu hakkın, üstelik evdeki, tarladaki görünmez kılınan emeğiyle her gün yeniden ve yeniden kazandığı, toplumsal yaşamda rol ve söz sahibi olma hakkının elinden alındığının bir göstergesi.…

okumaya devam

Seferihisar’dan kadın bisikletçiler anlatıyor…

      Çocuklarımdan sonra bisiklet… Yazan: Aysel Memen __________________________ 1966 Konya-Ereğli doğumluyum. İki erkek evlat annesiyim. Emekliyim. Bisiklet maceram ve tutkum annemin ablama aldığı ve dört kardeşimin de bisiklete binmeyi öğrendiği mavi renkli dolma tekerlekli bisiklete dayanıyor. Bu tutku, Ereğli’de işe bisikletle gidip gelen ilk kadın olarak devam etti. 2013 yılında Seferihisar’a tayin oldum ve Doğa Sanat Felsefe Derneği’nde Ahmet Nail arkadaşımla tanıştım. Onun bisiklet tutkusu benim içimdeki özlemi ve tutkuyu yeniden ortaya çıkardı. Ahmet Nail’in öncülüğü ve desteğiyle üç arkadaş bisiklet almaya karar verdik. Daha sonra Sanat Bahçesi…

okumaya devam

Kadının işi yok

Melda Onur “Vekil vekil! Bana işe engel olmaktan dava açıyorlar. Peki ya benim işim ne olacak?” Elini kolunu sallayarak öfkeyle derdini anlatmaya çalışan kadın, Erzurum’un Tortum İlçesi’nin Bağbaşı köyündendi. 2011 senesi sonlarıydı. Yeni milletvekiliydim ve yerel mahreçli bir gazete haberinde okuduğum “Leyla HES eylemine gitti diye babaannesi ile görüşmesi yasaklandı” cümlesiyle kendimi Bağbaşı’nda bulmuştum. Çevre konusunu takip edenler, köyündeki kadınlarla birlikte, derelerine HES yapacak şirketin kepçesinin önüne geçince başına gelmedik kalmayan Leyla Yalçınkaya’yı hatırlarlar. Taşeron inşaatçının işine engel olmak ve jandarmaya mukavemetten neredeyse 5 köyün yargılandığı davada, henüz 17 yaşında…

okumaya devam