Tunç Soyer: ‘Hedefimiz, bisikletli ulaşımı yaygınlaştırmak’

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i Seferihisar’dan tanıyor, kendisinin bir bisiklet tutkunu olduğunu biliyoruz. Büyükşehir’in İzmir’de bisiklet kullanımını geliştirmekle ilgili yaklaşımını kendisine de sorduk. – Büyükşehirlerde trafik sorunu başlıbaşına bir dert. Bu soruna İzmir Büyükşehir Belediyesi nasıl yaklaşıyor? – Tunç Soyer: Büyükşehirler başta olmak üzere ulaşım sorunu kentlerde gittikçe kangren haline dönmeye başlamış durumda. Bu durum, haliyle büyükşehirlerde bütüncül planlamaya dayalı çağdaş ve yenilikçi yaklaşımların geliştirilmesini zorunlu kılıyor. Bunun doğal bir sonucu olarak özellikle gelişmiş ülkelerdeki kentlerde; toplu taşıma, yaya ve bisiklet kullanımı teşvik ediliyor ve bunun güçlü bir altyapısı…

okumaya devam

Muhlis Dilmaç’la akşam akşam bisiklet…

Muhlis Dilmaç İzmirli bisikletçilerin ağabeyi gibi. İzmir’deki bisikletçilerin ilk bir araya gelişlerinde, ilk örgütlenmelerinde yer almış. Mesai sonrası hep beraber pedallayarak bisikleti görünür kılan akşam turlarından ilkini, “Perşembe Akşamı Bisikletçileri”ni organize eden de o. Kendisiyle biraz nostalji yaptık, o günlerden bugüne İzmir sokaklarında bisikleti konuştuk. – Nasıl doğdu Perşembe Akşamları Bisikletçileri fikri?Muhlis Dilmaç: Ben bisiklete binmeye işimin gereği başladım. 1995 yılında bir bisiklet firmasında çalışmaya başlamıştım. Bisikleti anlamak ve anlatmak lazım diyerek yola çıktım. Hafta sonları birçok insan bisiklete biniyor, bir yerlere gidiyor. Biz de o kervana katıldık. Derken birçok…

okumaya devam

İzmir iki teker üstünde

Bu sayıda İzmir ve bisikleti konuşacağız. Çünkü bisikletli bir İzmir daha güzel, daha yaşanabilir bir kent olacak. Bu konunun iki önemli paydaşı var. Birincisi halk, yani bu konu özelinde, sayıları hızla artan bisikletçiler ve onların sivil toplulukları… İkincisi de yerel yönetim. İzmir’i daha bisikletli bir kent haline getirmenin esas dinamiği de, bu iki paydaş arasındaki işbirliği; birbirini tamamlayan, zorlayan, yeri geldiğinde dürtüp harekete geçiren ilişki… Biz de bu dosyamızda iki tarafın da görüşlerine yer verelim dedik.İzmir’de bisikletçilerin oldukça geniş, etkili ve cıvıl cıvıl bir sivil toplum yapısı var. Bu alanda…

okumaya devam

Prof. Dr. Aslıhan Aykaç: ‘Piyasaya karşı dayanışma şart’

Prof. Dr. Aslıhan Aykaç Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim görevlisi. Kendisini daha çok neoliberalizm ve emek süreçleri, çalışma ilişkileri üzerine çalışmalarından tanıyoruz. Sosyal politikalar ve kadın emeği de Aslıhan Hoca’nın özellikle üzerine eğildiği alanlar arasında. Kendisiyle 2019’da yayımlanan “Dayanışma Ekonomileri – Üretim ve Bölüşüme Alternatif Yaklaşımlar” adlı kitabı üzerine konuşacağız.   Geçtiğimiz yıllarda açıklanan rakamlara göre dünyanın en zengin 40 kişisinin mal varlığı, dünya nüfusunun en yoksul %50’sinin, yani 4 milyar insanın toplam mal varlığına eşit. Bir tarafta 40 kişi, diğer tarafta 4 milyar kişi. Gelir dağılımındaki eşitsizlik dediğimizde…

okumaya devam

Sağlıklı gıda için ’Dayanışma Narlıdere‘de büyüyor

Bu sayıda size tanıtacağımız ikinci tüketim kooperatifi ise geçen yıl Aralık ayında Narlıdere’de kurulmuş olan İzmir Dayanışma ve Doğal Gıda Tüketim Kooperatifi. Dayanışma Kooperatifi aslında bir kooperatifler ağının parçası. İstanbul’da üç ve Uşak’ta bir kooperatifin yanı sıra, birkaç ilde daha kurulma girişimleri devam ediyor. İzmir Dayanışma Kooperatifi’nin hikâyesini de kurucularından Mesut Güngör, Halil Ertunç ve Vahap Bozay ile konuştuk. Nasıl gelişti İzmir’de Dayanışma Kooperatifi’nin hikâyesi?– Mesut Güngör: Biz bu işe “hadi bir kooperatif kuralım” diye başlamadık. Bu fikrin olgunlaşması için kendi aramızda ciddi bir tartışma süreci yaşadık. Kaygımız doğru başlamak,…

okumaya devam

İstanbul’dan çiçeği burnunda bir tüketim kooperatifi: Salkım Kooperatifi

Doğal ve sağlıklı gıdaya ulaşma ihtiyacını her geçen gün daha fazla hissediyoruz. Özellikle de büyük şehirlerde bu ihtiyaç büyüyor. Sokak aralarına kadar girmiş zincir marketler ise bu ihtiyacı karşılamaktan uzak. Doğru, ucuz… Ama endüstriyel gıdaların arasına sıkıştırılmış küçük reyonlarda bulabildiklerinizden ibaret. Üstelik bu marketlerin aracı olarak kazandıkları, üretenin kazancından daha fazla belki de. Hâl böyleyken, küçük üreticilerin ve kooperatiflerin ürünlerini doğrudan halka ulaştıran tüketici kooperatiflerinin önemi de büyüyor. Yaşı el verenler, bunların çok büyük ve yaygın örneklerini hatırlayacaktır. Bugünküler ise şimdilik daha küçük, yerel ama son derece umut veren girişimler…

okumaya devam

Akarca, dev balıkçı barınağına karşı!..

Seferihisar’ın sahil şeridinde yer alan Akarca’da yaşayanlar, bu sene huzurlu bir yaz geçiremedi. Tek sebep koronavirüs değil. Kaygılılar, çünkü Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Akarca sahiline yapılacak dev bir balıkçı barınağı projesini açıkladı. Yaşamlarını altüst edecek bu projeye karşı Akarcalılar birleşti, bir platform oluşturdu ve hukuki yollarla bu projeyi engellemek için mücadeleye girişti. Akarca Sivil İnisiyatif ve Hizmet Platformu’nun kurucu ve sözcülerinden Hakan Tüte ve Şaban Başağaç’la projeyi ve olası etkilerini konuştuk.   Balıkçı barınağı deyince insanın aklına küçük ve masum bir şey geliyor, öyle mi?..– Hakan Tüte: Liman demek daha…

okumaya devam

Adını Bergama’dan alan parşömen 2000 yıldır ustaların elinde hayat buluyor

“İşlemediğim bir insan derisi kaldı, her şeyi işledim, yılan, çıyan ne varsa… Bazen İstanbul’da fabrikacılarla, ustalarla bir araya geliyoruz. Zig deri işleyeni var, kösele işleyeni, kürk işleyeni. Bana soruyorlar, sen ne yapıyorsun? Hepsini yapıyorum. Onların makineyle yaptığını ellerimle, kollarımla…”Böyle söylüyor İsmail Usta, Anadolu’nun son karatabağı, iki bin yıllık bir zanaatı bugüne taşıyan, adını Bergama’dan alan parşömeni üreten İsmail Araç. İsmail Ustayla karşılaşmamız aslında hoş bir sürpriz oldu. Bergama’ya, onun çıraklığını yaparak parşömen yapımını öğrenen ve bu zanaatı geleceğe taşımaya çalışan Nesrin Ermiş’le tanışmaya gelmiştik. Ustanın yakın zamanda bir kalp rahatsızlığı…

okumaya devam

Seferihisar’ın bağlama hocası Murat Sincer: ‘Türküleri de sit alanı gibi görmemiz lazım’

Seferihisar sokaklarında sırtında sazıyla Murat Hoca’yı muhakkak görmüşünüzdür. Kimi zaman yalnız kimi zaman öğrencileriyle birlikte, bazen bir derse bazen koro çalışmasına yetişmeye çalışırken… Murat Sincer, Seferihisar Belediyesi Türk Halk Müziği Topluluğu şefi ve bağlama öğretmeni. Aynı zamanda “Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı” bir ozan. Seferihisar’da ve müzik merkezinin bulunduğu Karabağlar’da bugüne dek yüzlerce öğrenci yetiştirmiş, akademide ders vermiş. Bu arada iki albüm çıkarmış, bir bağlama metot kitabı yayımlamış.Hem kendisini tanımak hem de halk müziği üzerine düşüncelerini almak için söyleşiyoruz. Müziğe nasıl başladınız, halk müziğine nasıl yöneldiniz, yolunuzun çizilmesinde kimlerden etkilendiniz?…

okumaya devam

Sosyalleşmem lazım(mış!)

Bu sayıdan itibaren Duyarlı Keçi Sefer karakteriyle dergimizi renklendiren karikatürist Uğur Günel’le en az çizdikleri kadar eğlenceli bir söyleşi gerçekleştirdik. Uğur bize mizah sanatının inceliklerini ve yaşadıklarını hikâyelerine nasıl yansıttığını anlattı… “Çizerliğe ilk başladığım yıllarda bir İstanbul maceram oldu. Başlarda Leman dergisinde çiziyordum. O aralar Leman’la birlikte irili ufaklı birçok dergide küçük köşeler çizdim. Ama bu dergiler çok uzun ömürlü olmadı. Gırgır dergisi 2008 yılında yenilenmişti. Orada çalışan bir arkadaşım köşe çizecek karikatürist aradıklarını, benim işlerimi beğendiklerini söyledi. Gidip görüştük ve 2010 yılının Nisan ayında Gırgır’da çizmeye başladım. 2017 Şubat’ında…

okumaya devam