Sürdürülebilir kalkınma yerel yönetimlerin önünde

Yine uzunca bir aradan sonra buluştuk. Her sayının sunuşunda derginin çıkışının gecikmesi üzerine birkaç satır kelam ederdik, artık ne yapacak esprimiz ne öne sürecek bahanemiz kaldı. Belki de kabul etmeliyiz ki tembeliz. Önceki sayıdan bu yana bir buçuk mevsim geçti. Sürekli okurlarımız bile unutmuştur haliyle. Geçen sayımızda, sürdürülebilir bir kalkınmayı başarmak ve başka türlüsünün mümkün olduğunu göstermek adına Seferihisar’da hayata geçirilen uygulamalara yer vermiştik. Küçük üreticinin desteklendiği, tarımsal üretimi geliştirmenin vurgulandığı, kadınların daha fazla rol üstlendiği bir ekonomik yaşamın, Seferihisar’da hayat bulan mütevazı ama önemli unsurlarını aktarmıştık. Bu sayıda meselenin…

okumaya devam

Sürdürülebilir kalkınma, gerçekler ve ütopya

Baha Okar –   Çocukluğum Karadeniz Ereğli’de geçti. “Hoppala, Seferihisar dergisi diye aldık, ne çıktı” demeyin hemen; geleceğim… Güzel bir sahil kasabasıymış Ereğli zamanında, hâlâ da güzeldir. Demir çelik fabrikasıyla bilinir. Fabrika 1960’ların sanayileşme ve kalkınma hamlesiyle kurulmuş. Kurulmasıyla da ilçenin 8 bin olan nüfusu bir anda 18 bine fırlamış. Şimdi Ereğli, nüfusu Zonguldak’tan fazla, mahalleleriyle birlikte 180 bin kişinin yaşadığı koca bir ilçe; aslında bir metropol minyatürü. Trafiğiyle, hava kirliliğiyle, kalabalığıyla… Ortaokul yıllarımda, yani 80’lerin sonuna doğru Demir Çelik’te 15-20 bin, belki daha fazla işçi çalışıyordu. Neredeyse her ailede fabrikadan…

okumaya devam

Yaşadığı yeri sevmek, sahip çıkmak, güzelleştirmek…

Seferi Keçi’nin yeni sayısıyla hepinize merhaba… Biz sözümüzün arkasında dururuz, kendi yapmayacağımız şeyi başkasına söylemeyiz. Geçen sayımızı “Yavaş kardeşim! Hayat aceleyle yakalanmaz” başlığıyla çıkarmıştık. Mademki bir çağrı yaptık, önce kendimiz uymalıyız dedik ve öyle ağırdan aldık ki üç ay geçti, yeni sayımızı ancak şimdi çıkarabildik. Şaka bir yana… İlk sayımızı alan, beğenen, ilgi gösteren, devamının gelmesini içtenlikle dileyen okurlarımıza, ki sayıları hiç de az değil, gerçekten bir özür borçluyuz. * * * Geciktik ama hele bir sorun bakalım, neden geciktik. Bu gecikmenin haklı nedenleri var kuşkusuz. Lafı dolandırmayalım, bir tanesi…

okumaya devam

Seferihisarlı, Anadolulu, dünyalı dergi çıktı: ‘Keçi’ye merhaba deyin

Tamam, siz söylemeden ben söyleyeyim, şu yaptığımız akıl işi değil. Taşrada bir dergi çıkarmak. Hem de dergi ve kitap okuru bu kadar azalmışken… Hem de dolar fırlamış, kâğıt ve baskı maliyetleri uçmuşken… Hem de dünya çapında en baba dergiler, gazeteler internet yayıncılığına geçmeyi düşünmekteyken… Üstelik taşrada, hem de bütün yayın dünyası İstanbul dukalığının hegemonyasında ezilirken… Şu yaptığımız akıl işi değil. Ama ne yapalım, Seferihisar’ın söyleyecek sözü var. * * * Sözümüzü söyleyeceğiz. Ama havaya da konuşmayacağız elbette. Uzakta ya da yakında, bizi içtenlikle dinleyecek, okuyacak insanların var olduğunu biliyoruz. Çünkü,…

okumaya devam